Loading...
2026-02
20:00
logoManisa FK
-
logoÇorum FK
-
2026-02
23:00
logoBirmingham
-
logoMiddlesbrough
-
2026-02
23:00
logoReal Madrid
-
logoGetafe
-
2026-02
20:30
logoPisa
-
logoBologna
-
2026-02
22:45
logoUdinese
-
logoFiorentina
-
  1. Haberler
  2. Galatasaray
  3. ‘Okan Buruk’un en son isteyeceği şey…’ Rizespor-Galatasaray maçını spor yazarları değerlendirdi ‘Sıkıntılı süreçler yaşanabilir’

‘Okan Buruk’un en son isteyeceği şey…’ Rizespor-Galatasaray maçını spor yazarları değerlendirdi ‘Sıkıntılı süreçler yaşanabilir’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Süper Lig’in 21. haftasında Çaykur Rizespor ile Galatasaray karşı karşıya geldi. Çaykur Didi Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi Galatasaray 3-0 kazandı. Sarı kırmızılı takıma galibiyeti getiren golleri 19. dakikada Barış Alper Yılmaz, 62. dakikada Yunus Akgün ve 73. dakikada Victor Osimhen kaydetti.

Bu sonuçla lider Galatasaray puanını 52 yaptı. Çaykur Rizespor 20 puanda kaldı. Ligin bir sonraki haftasında Galatasaray sahasında ikas Eyüpspor’u konuk edecek. Çaykur Rizespor deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak.

Okan Buruk’un maç sonu açıklamaları şöyle;

“Maç öncesi rakibimiz nasıl oynayacak, kimle oynayacak, kadroyu gördüğümüzde üçlü mü oynayacak, dörtlü mü oynayacak, biraz da maç içerisinde rakibimizi çözümlemeye çalıştık. Golü bulduk. 1-0 sonrası rakibimizin de pozisyonları oldu ve ikinci gole kadar oyunun iki takım arasında gidip geldiği yerler oldu. Zor bir deplasmanda, zor bir rakibe karşı böyle önemli bir galibiyet almak bizim için çok önemli ve değerli. Oyuncularımı performansından dolayı kutlamak gerekiyor. Başlayan, devam eden, bitiren herkes en iyisini yapmaya çalıştı. Bugün ilk defa uzun zamandan sonra ‘hangi oyuncumu sokacağım’ diye tabii ki çok fazla düşündüğüm bir gün yaşadım. Bu benim açımdan hem sevindirici hem de tabii ki oynatamadığım oyunculara süre verememekten de bir yandan da bu psikolojik olarak bir teknik adamın zorlukları oluyor. Önemli ve asıl olan Galatasaray başarısı. Bugün çok önemli bir üç puan almış olduk.”

Çaykur Rizespor-Galatasaray müsabakasını spor yazarları değerlendirdi. İşte o değerlendirmelerden bazı satır başları.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Skor rahat oyun uyarıcı!’ – Tunç Kayacı –> Fanatik

Şampiyonluk yarışında zorlu virajlardan biri olan Rize deplasmanında Galatasaray’da hedef 3 puandı. Yeni transferi Lang’in ilk 11’de yer aldığı kadroda Hollandalı oyuncu, golün asistini şık bir orta ile yaparken “ben bu kadroda her zaman varım” mesajını verdi. Genelde maça kendinden emin başlayan ve rahat bir oyun oynayan Galatasaray, golü atıp öne geçtikten sonra rakibe pozisyonlar verdi. Aslında bu düşüşün sebebi orta alandaki yetersizlikti. Çünkü Galatasaray 11’ine baktığımızda top ayağındayken iyi bir kadro ama top rakipteyken sıkıntılıydı. Nitekim bu sıkıntıyı yaşadı; şansı vardı, Rizespor bu pozisyonlarda beceriksizdi.

İkinci yarıda tempo düşüktü, sanki biraz sezon sonu maçı gibiydi. Her ne kadar Rizespor beraberliği yakalamak için çaba gösterse de üçüncü bölgede hiç yoktular. Galatasaray ikinci yarıda deyim yerindeyse yürüye yürüye, oyunu sıkmadan skoru 3-0 yaparken belki de zorlanacağı beklenen bir deplasmanı umduğundan çok kolay geçti.

Test maçı değildi

Önemli bir 3 puan ancak Rizespor’un oynadığı futbola bakarsak Galatasaray’ın takım savunmasındaki sıkıntılarını gidermesi lazım. Benim kişisel görüşüm Galatasaray adına test olacak bir karşılaşma değildi. Yapılan transferlere bakarsak sakatlık ve cezalı durumlarda gelen yeni isimlerin ne kadar katkı yapacağı çok önemli. Yoksa ligin ilk yarısındaki gibi sıkıntılı süreçler gündeme gelebilir. Her şeye rağmen dünkü 90 dakikaya bakarsak kayıpsız geçilen bir deplasman ve moralle İstanbul’a dönülüyor.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Nereden nereye!’ – Serkan Akcan –> Fanatik

Bundan iki hafta önce kendi evinde Gaziantep FK maçına çıkarken Galatasaray’ın kadro zaafları, Okan Buruk’un gözünde derin bir endişeye sebep olacak kadar belirgindi. Lang’ın gelişi, Boey’in dönüşü ve kadro derinliğine yapılan transferler, dün Rize deplasmanında Okan Buruk’un endişelerini gidermeye başlamış gibiydi. Okan hoca, Lang’ı solda kullanabilmek için Barış Alper’i sağa çekti. Lang daha teknik ve dar alanda etkili, Barış Alper ise rakiplerine eşleşme sorunu yaratıp savunmayı dağıtacak kadar güçlü bir oyuncu. Galatasaray, bu ikilinin oyun karakterlerine uygun şekilde sola devrildi, Lang ile Jakobs’un tarafından geldi; Barış’ı da Osimhen’in yanına sokarak Rize savunmasında büyük bir karmaşa yarattı. Nitekim gol de bu organizasyonun bir sonucu olarak geldi.

Rekabet kalitenin anahtarı

Bazen oynaması için transfer yaparsın, bazen oynatması için. Lang ve Asprilla transferlerini bu çerçevede okumak daha doğru olur. Bu ikili geldikten sonra Yunus ile Barış’ın performanslarında gözle görülür bir kıpırdanma yaşanıyor. Galatasaray uzun zaman sonra kadrosunda böylesine güçlü bir rekabet ortamı oluşturmayı başardı. Yunus Akgün’ün performansındaki yükselişin Galatasaray’ın oyun standardını yukarı çektiğine şüphe yok. Çaykur Rizespor’un ikinci yarıda oyunu dengelemeye başladığı bölümlerde Yunus Akgün, yaptığı ön alan baskısıyla ekmeğini taştan çıkarıp, kendi attığı golün de hazırlayıcısı olarak maçın fişini çekti. Yunus, iki tarafa birden çalım atabilmesi sayesinde savunmacılar açısından öngörülemez bir futbolcu. Elbette formda olduğunda, şevkle oynadığında. Görünen o ki, yeni transferlerin yarattığı rekabet ortamı Yunus’un seviyesini yukarı taşımaya yetmiş. Nitekim Boey’in sağ beke girişiyle birlikte Sallai’nin sahada daha büyük bir özgürlüğe kavuşarak ön bölgeye geçişi de Okan Buruk’un elini en fazla güçlendiren hamlelerden biri olacak gibi duruyor. Birkaç hafta önce sahaya sürecek futbolcu bulmakta zorlanan Okan Buruk için, dün Rize deplasmanında kafasındaki tüm rotasyonları denemek, bir galibiyetten çok daha fazlasını ifade ediyordur.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘İkinci teminat mektubu yolda’ – Burak Özdemir –> Fanatik

Galatasaray’ın oyunu domine etme planı netti: yüksek pres + hızlı kanat değişimleri. Rize savunması ilk yarıda direnç gösterse de orta sahadaki kontrolü kaybettikçe çizgiler arası boşluklar doğdu. Sarı‑kırmızılı ekip, çift yönlü hücumlarda topu seri çevirdi, rakip savunmayı özellikle Noa Lang’ın kanadından çok ciddi zorladı.

İKİNCİ TEMİNAT MEKTUBU

Noa Lang, Galatasaray’a çok kısa sürede uyum sağladı. Bunda muhtemelen üvey babasının Kasımpaşa’da oynadığı dönemde İstanbul’da yaşamasının da önemli payı olabilir. Dün takımın en iyilerindendi. Yaptığı asist, sürekli yerden yapılan orta izlemekten sıkılan Galatasaray taraftarlarını gözlerine hitap etti. Gol de bir o kadar güzeldi. Bir topu direkten döndü, bir de gol öncesi pozisyon hazırladı. Bu istatistiklerin yanı sıra hep oyunun içindeydi ve özgüvenini vücut diliyle gösterdi. Satın alma opsiyonu 30 milyon Euro… Napoli daha önce Galatasaray’dan Osimhen için bir teminat mektubu istemişti, henüz çok erken ama bu teminat mektubunun bir ikincisini de bu yaz isteyecek gibi duruyor.

SARA BREZİLYALI OLDUĞUNU HATIRLADI

Gabriel Sara son haftada büyük bir yükseliş gösteriyor. Dün de yine hem hücum da hem savunmada oyunun içinde olmaktan kaçmadı. Takımın organizatörü olduğunu göstermeye devam etti. Gerçek bir Brezilyalı orta saha olduğunu gösterdi. O iyi olduğu zaman Galatasaray için galibiyete gitmek daha kolay oluyor.

UYARILAR DA VAR

Galatasaray her ne kadar maçı 3-0 kazanmış olsa da Rizespor’un 1-0’ken bulduğu gol ofsayta takılmasa çok daha fazla efor sarfetmek zorunda kalacaktı takım. Juventus maçı yaklaşırken Okan Buruk’un isteyeceği en son şey bu olurdu. Bence o dakikalar orta sahaya bir hamle yapmanın tam zamanıydı. Golün VAR’dan dönmesi de büyük şanstı.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Galatasaray’ın ilacı kaos’ – Hamit Turhan –> Fanatik

Galatasaray’ın böyle bir transfer sezonuna ihtiyacı vardı aslında! Plansızlık, kararsızlık, strateji eksikliği, amatör ve profesyonel yöneticilerin basiretsizliği, yalan beyanlar, manipülasyonlar, kulübe angaje çapsız muhabirlerin kamuoyuna yanlış bilgiler aktarması, ergenlerin hakimiyetindeki sosyal medya başta olmak üzere tüm medyanın ayağa kalkması, yapılan ağır eleştiriler; bazen de işin şirazesinden çıkarak küfür ve hakaret boyutlarına ulaşması; bütün bunlara ezeli rakibin, siyasi erkin yardımıyla çok önemli bir transfer yapmasının eklenmesi… 2 Ocak’ta başlayıp 6 Şubat’ta sona eren ara transfer dönemi Galatasaray açısından tam bir kargaşa ve kaos içerisinde geçti. Transfer spekülasyonlarına eklenen başka krizler de oldu elbette; süreci besleyen, büyüten…

Çaykur Rize maçı ölü toprağını attı

Aslında bütün bunlar, üzerine ölü toprağı serpilmişçesine ruhsuz, amaçsız top oynayan, eksik, moralsiz ve kulübesi çoluk çocuktan ibaret olan takımı diriltecek gelişmelerdi.Nitekim öyle de oldu. Yönetimin, transfer döneminin son günlerine sarkan doğru ve akılcı hamleleri sonucu takımın kulübe zenginliğine kavuşması, Okan Buruk’un saha içi rotasyon konusunda elinin güçlenmesi camianın beklentilerini yükselten gelişmelerdi.

Bu beklentilerin karşılığını ne kadar bulacağı maçlardan biri de elbette deplasmandaki Çaykur Rizespor maçıydı. Çaykur Rize, her sezon Galatasaray açısından en zorlu ve hikayesi en bol olan deplasmanlardan biriydi. Bu yılın konjonktürü de Rize deplasmanını Galatasaray açısından yine ligin en kritik deplasmanlarından biri haline getirmişti. Her ne kadar bu maça kadar 4 maçtır galibiyet alamasa da gerek kadro gerekse teknik heyet kalitesiyle Galatasaray’ın başına iş açacak takımlardan biriydi Rizespor.

Orta saha açık verdi, Cim Bom ilk yarı bocaladı

Gelgelelim Galatasaray’ın korktuğu başına gelmedi. Her ne kadar maçın önemli bölümlerinde taraftarının yüreğine su serpecek futbol oynayamasa da… Skora, kaçan pozisyonlara ve direkten dönen toplara bakarsanız, Galatasaray’ın Rizespor’u ezip geçtiğini düşünebilirsiniz. Ama öyle değildi. Galatasaray, özellikle ilk yarı kendi karakterini sahaya yansıtacak bir futbol sergileyemedi. Daha fazla rakip yarı alanda gözükmesine, daha fazla pozisyona girmesine, oyunu daha fazla kontrol etmesine rağmen özellikle 1-0 öne geçtikten sonra yediği geçiş hücumları Galatasaray orta sahasının henüz istenilen düzeyde olmadığının göstergesiydi. Orta sahanın bu kırılganlığı, Davinson ile Abdülkerim’i oldukça zorlayan bir boyuta ulaştı dün gece. Davinson zaman zaman yalpalayıp hatalar yapsa da Abdülkerim neredeyse kusursuza yakın bir performans sergileyerek takımının en iyi oyuncularından biri oldu.

Noa Lang, bu sezon ligin kırılma noktası olabilir

Galatasaray adına fark yaratan bir diğer faktör ise Hollandalı Noa Lang’dı. Sarı-Kırmızılı takımın ara transferde kadrosuna kattığı Lang, ilk golü attırdı, maçı bitiren üçüncü golün de hazırlayıcısı oldu. Yaptıkları sadece bununla ibaret değildi elbette. Sol kanatta maçın diğer iyi oyuncularından Jakops ile iyi bir korelasyon yakaladı. Gerek hücumda gerekse savunmada çok enerjik ve dinamikti, her iki ayağını da etkili kullanarak rakibin sağ kanadını felç etti. Galatasaray adına sahadaki akıl, teknik, taktik ve disiplinin vücut bulmuş haliydi Lang. Galatasaray’ın ihtiyacı olan da buydu. Mertens’in boşluğunu dolduracak bir futbol virtüözüne ihtiyacı vardı Galatasaray’ın. O ihtiyaç dolduruldu Lang ile… Tahminim, Noa Lang bu sezon ligin kaderini değiştirecek en önemli transfer olacak. Tıpkı geçen sezon devre arasında gelen Lemina’da olduğu gibi.

Sacha Boey, bütün taşları yerinden oynattı!

Rize maçının, Galatasaray adına bizlere gösterdiği bir önemli değişiklik ise sağ kanada Sacha’nın monte edilmesi ve hem Sallai hem de Singo’nun başka mevkilerde rotasyona girebilmeleriydi. Benim sezon başından beri savunduğum bir stratejiydi hakiki bir sağ bekin alınması. Tercihim, Roma’daki Zeki Çelik’ti. Sezon sonunda sözleşmesinin sona erecek olması, Türk kontenjanında oynayabilmesi ve her geçen gün yükselen formuyla tecrübesi Zeki Çelik’in Galatasaray ile yollarının kesişmesi için önemli etkendi. Ama Sacha Boey’a da kimse itiraz edemez. Zira onun gelişi, Sallai’nin çoklu rotasyona uygun bir oyuncu profili olmasından dolayı her mevkide değerlendirilmesinin yolunu açacağı gibi Singo’nun da sağ bekten ziyade stoper rotasyonunda takıma daha büyük bir katkı sağlamasına vesile olacaktı. Nitekim Rize maçında aynen böyle oldu. Sacha’nın oyuna girişinin ardından Sallai sağ bekte başladığı maçı, sol açıkta tamamladı. Singo da stoper rotasyonunda kullanıldı. Bu, Okan Buruk için çok önemli bir konfor.

Barış Alper sağda çok iyiydi, ya Sane gelirse!..

Galatasaray’ın Rizespor maçında göz ardı edilemeyecek oyunculardan biri de Barış Alper’di. Yeni transferlerden sonra en kolay harcanacak oyunculardan biri olarak gözüken Barış Alper, dün takımının hem skor yükünü çekti hem sağ kanatta çok daha verimli olacağının sinyallerini verdi hem de dünkü oyun şablonunda; özellikle sol kanattan geliştirilen ataklarda sağdan merkeze yapacağı kaymalarla Osimhen’in yanında ikinci santrafor olarak takımına katkı vereceğini belgeledi. Attığı klas gol bunun en açık örneğiydi. Sane gelirse yeri ve mevkisi ne olur kimse bilemez tabii. Okan Hoca’dan başka…

Rize galibiyeti geleceğe ışık tutan projeksiyondur

Okan Hoca demişken, en keyifli galibiyetlerinden birini yaşadığından eminim. Çünkü, yeni transferlerle kulübenin güçlenmesi, sakat oyuncuların takıma katılması onun için ligin son düzlüğüne yaklaştığımız şu günlerde çok önemli bir avantaj. Üstelik bu avantajın, Çaykur Rize gibi çok zorlu bir deplasmanda görünür olması hem kendisi hem yönetim hem taraftar hem de tüm camia için Juventus engelinin aşılması ve dördüncü şampiyonluğun en önemli göstergelerinden biri. Galatasaray için asıl kazanç budur. Şu kritik Çaykur Rizespor galibiyeti, bir galibiyetten öte, sezonun geri kalanına ışık tutan bir projeksiyondur. Hatta lig yarışındaki momentumun yeniden Galatasaray’ın eline geçmesidir.  Bunu ilerleyen haftalarda kesinlikle göreceğiz!

‘Okan Buruk’un en son isteyeceği şey…’ Rizespor-Galatasaray maçını spor yazarları değerlendirdi ‘Sıkıntılı süreçler yaşanabilir’
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Süper Ligi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.