Loading...
2026-02
20:00
logoManisa FK
-
logoÇorum FK
-
2026-02
23:00
logoBirmingham
-
logoMiddlesbrough
-
2026-02
23:00
logoReal Madrid
-
logoGetafe
-
2026-02
20:30
logoPisa
-
logoBologna
-
2026-02
22:45
logoUdinese
-
logoFiorentina
-
  1. Haberler
  2. Galatasaray
  3. ‘Kimse kendini kandırmasın, Okan Buruk vazgeçmeli’ Manchester City-Galatasaray maçını spor yazarları yorumladı

‘Kimse kendini kandırmasın, Okan Buruk vazgeçmeli’ Manchester City-Galatasaray maçını spor yazarları yorumladı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasının son hafta maçında Manchester City’e konuk olan Galatasaray, rakibine 2-0 mağlup oldu ve turnuvada play-off oynama hakkı elde etti. İngiliz devine galibiyeti getiren golleri; 10. dakikada Erling Haaland ve 29. dakikada Rayan Cherki kaydetti.

Bu skorun ardından temsilcimiz 10 puanla 20. sırada yer aldı ve play-off biletini kaptı. Manchester City ise 16 puanla 8. sıradan son 16 turuna yükseldi. Sarı-kırmızılılar play-off turunda Atletico Madrid ya da Juventus ile eşleşecek.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un maç sonu açıklamaları

“İlk yarıda topu rakibe bıraktık ve pozisyonlar verdik. İkinci yarı ise daha cesur, önde oynayan ve topa sahip olan bir Galatasaray vardı. Topa sahip olma oranımız %58-60’lara yaklaştı. Bu seviyede, bu deplasmanda bu oran önemli ama daha fazla pozisyon üretmeliydik. Bu maça çıkmadan önce rakiplerin oynayacağı maça göre nerede bitireceğimizi bilmiyorduk. Bir ara 18.’ymişiz ama 20. bitirdik. Burada hangi rakibin geleceğini tam olarak bilmiyorsunuz. Bu yeni format biraz da takımlar için şans işi. Juventus da, Atletico Madrid de çok iyi takımlar. Atletico Madrid ile yakın zamanda oynadık o yüzden onları biraz daha tanıyoruz tabii ki. Galatasaray takımı, hep cesur olan takımdı. Bugün ikinci yarıdaki oyunu kendi iç sahamızda oynayacağımız ilk maçta ortaya koyarsak kiminle oynarsak oynayalım en iyisini yapmaya çalışacağız. Tabii bu transfer döneminde takviyelerimiz olacak. Bunların da yeni liste içerisinde olması bizim için büyük bir şans olacak”

Fanatik yazarları mücadeleyi köşelerinde değerlendirdi. İşte onlardan bazı satır başları.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Torreira olmayınca’ – Cem DİZDAR –> Fanatik

Başlangıç 11’inde Lucas Torreira’yı görmeyince işlerin zor olacağını tahmin etmem zor olmadı. Vardır elbette bir teknik gerekçesi… Ancak İlkay Gündoğan, Mario Lemina, Gabriel Sara üçlüsü belki hem öne oyunu hem de topu ayakta tutarak savunmayı vaat ediyorsa da bunun için topun Galatasaray’a geçmesi gerekiyordu. Gördük ki, ilk devrenin büyük bölümünde topun peşinde koşup durmak zorunda kaldılar. Yedilen iki golde de ‘’o bölgelerin bekçisi’’ Torreira’nın yokluğu net biçimde hissedildi. İlk golde Doku’nun pas noktasında ikinci golde Cherki’nin gole geldiği yerde genellikle ona rastlardık Galatasaray’da. Elbette tek oyuncunun yokluğuyla açıklanamaz durum ama bu da ihmal edilemez bir veriydi.

Önde baskı tutkusunun başlarına iş açması işten değildi

Diğer yandan rakip ceza sahası önüne kadar baskıya gitmenin iyi bir fikir olmadığı da görüldü. Rahatça çıktı City oradan, üstelik oyunu da kurarak! En doğru ve en ciddi Galatasaray uygulaması tüm takım savunmadayken 39. dakikada kendi sahalarından Sane ve Osimhen ile kalkıştıkları, tamamlanamayan hücum girişimiydi. İkinci devre skorun da etkisiyle öne çıkma niyetini 50’ler doğru iyice belli ettilerse de göstermelik kalmaktan öteye geçemeyen ‘’önde baskı’’ tutkusunun başlarına iş açması işten değildi. O sırada iyiden iyiye savunmaya yerleşen City, sanki deplasmandaymış gibi yüksünmeden bildiğimiz kontratak oyununa döndü! Gol atamadılarsa da ilk 8’e girerken Galatasaray da yola devam etti. Öte yandan koca stadyumda, üstelik deplasmanda tribün hakimiyeti baştan sona Galatasaray’daydı adeta. Gelin görün ki, bizdeki ‘‘tribün büyük güçtür’’ propagandasının aksine, bu durum ne oyuna ne sonuca etki edebildi.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Madrid rahatlığı!’ – Serkan AKCAN –> Fanatik

Şampiyonlar Ligi’nde lig aşaması sona erdi. İlk 8’de tam 5 İngiliz takımı aralarına Bayern, Sporting ve Barcelona’yı alıp turlarken son 16 can pazarına döndü. Galatasaray, geçen hafta Atletico Madrid’ten aldığı 1 puan sayesinde City deplasmanına o kadar rahat gitti ki, Okan Buruk Torreira’yı kenarda tutup İlkay’ı eski taraftarlarına karşı alkış alması için sahaya sürdü. Lemina merkezde, Sara sağa, İlkay sola konumlanacakken Doku’nun topla driplingleri tüm Galatasaray hücumcularını derinde oynamaya zorladı. Doku sakatlanıp çıkana kadar Galatasaray savunmasının tüm dengesini alt üst etti.

En önde basma planı en doğru seçenek miydi?

Maçın başından itibaren Okan Buruk’un rakibe en önde basma planı en doğru seçenek miydi? Emin değilim. Ama Galatasaray geride bekleyip hücuma hızlı çıkan bir takım değil. Daha çok ön alanda kazandıklarını kaleye hızlı götüren ve farkı da burada yaratan bir takım. Nitekim bu sezonun referans futbolunun Ajax deplasmanı olmasını sağlayan da bu özelliğiydi. City’ye karşı en önde basmak ama bunu düşük tempoyla yapmak hiç akıl karı değildi. Zira oyunu Silva ile rahat kuran City bu zayıf baskı karşısında Galatasaray savunmasını sürekli önde yakaladı. Doku’nun merkeze gelip savunma arkasına uzattığı toplar büyük tehlikeydi. İlk gol de böyle geldi ve maç çok erken bitti. Galatasaray şayet sezonun ilk yarısında Osimhen ile Yunus’u doğru düzgün kullanabilse belki de şu an ilk 8’de turu geçmiş olabilirdi. Olayın denklemi çok basitti aslında; içeride US Gillouse’yi yenip Monaco’yu deplasmanda devirme ihtimali azımsanmayacak kadar yüksekti. Her şeye rağmen 24 takım içinde son 16’ya kalmak kıymetli.

Fanatik” class=”lazyload” />

‘İlk yarıda kaybettik!’ – Tunç KAYACI –> Fanatik

Bu seviye başka bir seviye, kimse kendini kandırmasın, basit istatistiksel rakamlarla anlamsız algılar yapmasın. Dün gece Galatasaray daha maça çıkmadan kaybetmişti. Çünkü bu seviyede zihinsel anlamda da fiziksel anlamda da Şampiyonlar Ligi’ne hazır olacaksın. Biz de biliyoruz Abdülkerim ile Haaland eşleşmesinin golle sonuçlanacağını. Ama Haalan sadece Abdülkerim’e mi üstünlük sağlıyor, tüm savunmaları dağıtıyor. O nedenle Torreira oynamadı diye sormayalım, Sara ile Şampiyonlar Ligi’nin ilk 11’inde maça nasıl çıkarsın onu sorgulayalım. ‘Nasıl olsa yeniliriz, fark yemeyelim’ sonucunda çıkan ürün bu.

Bir de buna Okan Buruk’un yanlış sistem tercihleri ve oyuncu seçimleri tuzu biberi oldu. Okan Buruk artık oynar gibi yapıp oynamayan oyunculardan vazgeçmeli, savaşan temaslı oynayan futbolcular oynatmalı. Yoksa Süper Lig’de 3 yıl şampiyon olsan ne olur olmasan ne olur. Er meydanı burası. İyi takımsan bileğin bükülmez, ismi ne olursa olsun. Bunu 25 sene evvel Fatih Terim ile Avrupa devlerini devire devire yenilgisiz UEFA Kupası’nı alarak yaptı Galatasaray. Üstelik Okan Buruk da o takımın en önemli isimlerinden biriydi, anlatmaya gerek var mı?

Kısaca kaliteyi yenmen için senin de kaliteli olman lazım ama tek pozisyon bile bulamadan ilk yarıyı kapatıyorsan oturup düşünmen de lazım! İkinci yarıda ilk yarıdaki etkisiz oyuna nispeten daha az pozisyon veren daha organize olmaya çalışan Galatasaray gördük. Maçtaki ilk gollük atağını 64’te Osimhen ile buldu ama Donnaruma’yı geçemedi. Dün gece fiziksel olarak ayakta kalan isimler olarak Sane, Sallai, Sanches, Osimhen ve kısmen Lemina’yı sayabiliriz. Elbette Uğurcan’ın da hakkını yemeyelim. Aslında ikinci yarıda biraz inanarak yapılan hücumlarda rakip City bile olsa pozisyon bulabildiğini gördü Galatasaray. Açıkçası ilk yarıdaki rezil futbola üzüldü Galatasaray taraftarı. Özetle, devam ediyoruz ama büyük soru işaretleriyle maalesef…

Fanatik” class=”lazyload” />

‘Teşekkürler Galatasaray’- Hamit Turhan –> Fanatik

Önce bir tespitte bulunalım: Dünyanın en pahalı takımı Real Madrid’in, Mourinho’nun Benfica’sına yenilmesi sonucu adını son anda Şampiyonlar Ligi ilk 8’ine yazdıran dünyanın en pahalı ikinci takımı Manchester City’nin kadro değeri 1.31 Milyar Euro civarında. Galatasaray’ın ise 320 Milyon Euro!.. Yani, Galatasaray’ın kadro değeri, Manchester City’nin kadro değerinin yaklaşık yüzde 25’i kadar! Üstelik oluşturulan bu 320 Milyon Euro’luk kadronun gerek yönetim gerekse teknik heyetin yanlış planlamalarının sonucu birçok defosu ve eksiğinin olduğunu da belirtmeliyim. Hadi, ben müzmin bir muhalif olduğum için böyle yazıyorum diyelim! Lakin, devre arası transfer döneminde yaşanan bunca hareketlilik ne anlama geliyor, biri bana anlatsın o halde!

Manchester City’nin kadro değeri Galatasaray’ın dört katı!

Neyse, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde ilk 24’e kaldığı şu mutlu gecede bu konuyu fazla kaşıyarak hem kendimin hem de siz sevgili okurlarımın tadını daha çok kaçırmadan bardağın dolu tarafına bakalım! Yazıya her iki takımın kadro değerlerini yazarak başladık. Aradaki farka dikkat çektik. Manchester City’nin, Galatasaray’ın neredeyse dört katı bir piyasa değeri olduğundan söz ettik. Ayrıca, dünyanın en iyi teknik direktörü Guardiola’yla 10 yıldır beraber olduğunu; makine düzeninde futbol oynayan bir takıma, tüm oyuncuları tarafından ezberlenmiş, yerleşik bir oyun şablonuna sahip olduklarını ve Şampiyonlar Ligi’nin bu sezon en büyük favorilerinden biri olduklarını da eklemeliyim. Hatta şunu da ilave etmeliyim; birçok as oyuncusundan yoksun olarak sahaya çıkan Manchester City’nin dün geceki ilk 11’inden ve yedek kulübesinden herhangi bir oyuncuyu Galatasaray transfer etmiş olsa, Atatürk Havalimanı’na binlerce Sarı-Kırmızılı taraftarın akın edeceğinden de eminim! Araya bir de Galatasaray’ın maçtan önce ilk 24’ü yüzde 99 garantilediğini de ekleyeyim ki, Sarı-Kırmızılı takımın dün gece ilk 45 dakikada oynadığı berbat futbola mazeret bulalım!

Bilgin Gökberk Ağabey’in kulaklarını çınlatayım

Evet, Galatasaray Manchester City’e daha farklı yenilebileceği bir maçta 2-0 kaybederek Şampiyonlar Ligi’ni 20. sırada tamamladı ve Atletico Madrid ya da Juventus takımlarından biriyle eşleşme hakkını elde etti. Bu sonuç bir başarı mıdır? Elbette başarıdır. Burada sevgili Bilgin Gökberk Ağabey’in kulaklarını çınlatacağım. Yıllardır Türk futbolu hakkında en sert ve en doğru eleştirileri yapan Bilgin Ağabey’in, zamanında Arda Turan’a bizim yerel (ömrü billah da yerel ve kadük kalacak) medyada yapılan saldırılarla ilgili çok sık dile getirdiği bir tespiti vardı. Mealen şöyle diyordu Bilgin Ağabey: “Tamam da kardeşim, Arda Turan hafta sonu oynanan Barcelona bilmem ne maçında yedek kaldı! Sonradan da oyuna girdi. Ne var bunda? Niye saldırıyorsunuz 20’li yaşlarında ülkemizi dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Barcelona’da temsil eden bu Türk çocuğuna? Barcelona’da yedek kalmak için önce Barcelona formasını giymeniz gerekir. Söyleyin bakalım bu eleştirileri yapanlar; sizin hanginizin Arda Turan kadar uluslararası düzeyde ülkemizi temsil kabiliyetiniz oldu?”

City’e yenilmek için önce onlarla oynamak lazım!

Bilgin Ağabey gibi sorayım ben de… Dünyanın en değerli ikinci takımına deplasmanda 2-0 yenilen Galatasaray’a hangi saikle bu kadar saldırıyorsunuz, sosyal ve konvansiyonel medya ulemaları! Tamam, Galatasaray özellikle ilk yarıda oynadığı kötü futbolla Manchester City’ye haklı olarak kaybetti, lakin bu sonucu yaşaması için de önce Devler Ligi’nde yer alması ve Manchester City gibi takımlarla oynaması gerekir, öyle değil mi? Bunun bile yeterli olması lazım Galatasaray camiası ve Sarı-Kırmızılı takıma gönül verenler için. Maç öncesi ve sonrası maçın spor dünyasındaki yankısına bakacak olursak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Ben, Galatasaray’a şahsım adına, eksik ziyade kadrosuyla ülkemizi dünya devleri karşısında bu kadar bile temsil ettiği için müteşekkirim.

Keşke küçük takımlara puanlar verilmeseydi…

Daha iyisi olabilir miydi? Tabii ki olabilirdi. Manchester City, Atletico Madrid ve Liverpool gibi takımların çeyrek kalibresinde olan takımlara karşı puanlar kaybedilmeseydi, Galatasaray daha iyi bir konumda muhakkak olurdu. Ama bunlara takılmaması gerekir Cim Bom’un. Önümüzde yeni bir süreç var. Galatasaray’ın bundan sonraki turda rakibi kim olursa olsun, oynadığı büyük maçlardaki gibi sahaya karakterini koyarak aynı şevkle, hırsla ve arzuyla mücadele etmesi gerekir.

O kadar çok ulema var ki, bana söz düşmüyor!

Şimdi bana, bu kadar laf kalabalıklığı yaptın, Manchester City karşısında alınan mağlubiyetle ilgili tek bir kelime bile etmedin diyecekler olabilir. Doğrudur. Ancak bu yenilgi konusunda teknik olarak çok fazla ahkam kesmek benim pek de haddime değildir. Futbol bilgisi olarak Okan Buruk’u bile cebinden çıkaracak (!) o kadar çok analizci, futbolisyen vs. eleman var ki ortalıkta, ben ve benim gibi münzevilere doğal olarak söz hakkı düşmüyor!

Bu maç yerli ve milli topçular için turnusol kağıdıydı!

Ama sadece naçizane olarak şunu belirtmek isterim: Kendimizi değerlendirme konusunda algı problemleri yaşıyoruz. Abdülkerim, Barış Alper, Yunus Akgün, Eren Elmalı… Dün gece City karşısında şans bulan Milli futbolcularımızdı. Gerek fizik gerek teknik gerekse mental olarak ne kadar yetersiz olduklarını Manchester City karşısında gördük. Zaten, her türlü yerlerde sürünen Türkiye Ligi’nin vasat altı takımları karşısında aslan kesilen bu kardeşlerimizin Avrupa düzeyinde topçu olmaları için daha çok fırın ekmek yemeleri gerektiğine bir kez daha şahitlik ettik. Acı ama gerçek. Ben şahsen çok üzüldüm, bu kardeşlerimizin yetersizliklerine. City maçı turnusol kâğıdı oldu onlar için.

Sahanın en iyileri, Lemina, Sallai ve Uğurcan’dı

Mağlubiyetin tek sebebi bu bahsettiğim yerli futbolcular mıydı? Tabii ki öyle değildi. Onlar kadar yetersiz olan yabancı oyuncular da vardı. Başta Jakops olmak üzere. Bizden biri olan İlkay da keza öyle… Sahanın en iyi ise tartışmasız, yerine 30-40 Milyon Euro’lara adam aranan Lemina’ydı. Gabonlu futbolcunun yanısıra Uğurcan, Sallai, Osimhen ve Sane takımın iyileriydi. Son haftaların yükselen yıldızı Sara ise vasatın bir tık üstünde kaldı, o kadar. Saha dışındaki istikrarsız yaşantılarının saha içine de yansıdığını gözlemlediğimiz Torreria ve İcardi için ise yorum yapmayacağım! Bundan önceki hizmetlerinin yüzü suyu hürmetine katlanmamız ve susmamız gerekiyor sanırım. Tabii, astronomik ücretlerinde güncelleme yapılması suretiyle!..

Yolun açık olsun Galatasaray…

Son olarak yazının başlığıyla ilgili açıklama yapma gereği hissediyorum. Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi 20.’si olduğu ve zor da olsa bir üst tura kaldığı için teşekkür etmek aşağılık kompleksi değildir. UEFA zaferinin üstünden geçen çeyrek asırda hem kulüp hem de Türk futbolu olarak yaşadığımız inanılmaz erozyonun ardından, önümüzde bir umut ışığı belirmesi karşısında yaşadığım heyecanın ve mutluluğun tezahürüdür, bütün sevinç nidalarım. Bizi yeniden Avrupa otobanına sokanlara selam olsun. Yolun açık olsun Galatasaray…

‘Kimse kendini kandırmasın, Okan Buruk vazgeçmeli’ Manchester City-Galatasaray maçını spor yazarları yorumladı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Süper Ligi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.